Yazı kategorisi: Okul Öncesi - 5+, Okul Dönemi - 7+

“Perilerin Aklı Nerede Acaba?” : İsyankâr Cadı

Sondan başlayalım. Cadılık iyidir, severim. Envaiçeşit otla dolu tezgâhlar, tavandan sarkan dallar, fokur fokur kaynayan kazanlar, yerdeki çul çaput; aklınızdaki cadı imgesi kenarda dursun ama şimdilik. Başka şeylerden söz edebiliriz, cadıların görüşünden örneğin. Cadılar hem iyi görürler hem de görmezden gelmeyi sevmezler. Sonraaa…

Dayatılanı sevmez cadılar, huzurun bozulmasıyla ilgili dertleri yoktur. En iyisini sona sakladım, süpürgeleri vardır ve takdir edersiniz ki bu şahane bir şeydir.

Azıcık yoldan çıktık mı, kural tanımamaya göz kırptık mı, minik minik sorular sorduk mu, bildiğimizi okumada inat ettik mi oluveriyoruz ya hani cadı, demek cadılık isyankâr olmak biraz da. Bu, süpürgeden de şahane! Her daim kusursuz olmayı, söz dinlemeyi, kuralları sorgusuz sualsiz tanımayı, özetle nizamı ve yumuşak başlılığı sevsek prenslere, prenseslere verirdik gönlümüzü. Ama soru sorandan, inat edenden, dayatılana nanik yapandan, dahası kendi doğrusunda ayak diretenden tarafız, haliyle çocuklara parmakla gösterilen olmak için tepelerinde parmak sallanmasını kabul etmelerini öğütleyen kitapları sevmiyoruz.

İsyankâr Cadı ile tanışalım o vakit. Cadı olmanın hayli zor olduğunu düşünen bir cadı o, bilirsiniz işte, işinizi iyi de yapsanız kötü de yapsanız eleştirecek birileri mutlaka çıkar. Maharetinizin insanların hayatını etkilediğini düşünenlerle doludur çevreniz ve söylenmeler bitmek bilmez. Kimse cadıların ne şartlarda çalıştığıyla ilgilenmez ama herkes hep başarılı olmalarını ister. Tanıdık gelmiştir sanırım, ama biz kısık sesle söylenip dururken bu çarpıklığa İsyankâr Cadı ‘du bi’ dakka’ diyor. Adı üzerinde, isyankâr, evet. Yani artık istediği yüksekliğe çıkamıyorsa dört bir yanı sarmış plastik belasının cadı süpürgelerine kadar ulaşmış olması hakkında konuşmayacak mıyız ya da gözün gözü görmediği kirli havanın uçuş hızına etkisi konusunu pas mı geçeceğiz?

Geçiyoruz yazık ki. Herkesin gözü kulağı kanatlarındaki ışıltıyla kirli paslı köşeleri görünmez kılan perilerin maceralarında. Ah, bir gelseler de sihirli değnekleriyle dokunuverseler çürüyen dünyamıza! İsyankâr cadılar bilir ki “bütün gün güvercinler gibi uçup duran”, düzen koruyuculuğun parlak kanatlı neferlerinden hayır yok bizlere -ama yine de geri durmazlar perilerin çalışma koşullarındaki güçlükleri dile getirmekten, cadılar çok da hakkaniyetlidir çünkü. Onlar oradan oraya salınıp hiçbir şey yapmayabilirler, ama her şeyi görüp duyup öylece yerinde duramaz isyankâr cadılar. Dünyanın tüm huysuz huzursuz, tozdan dumandan ve çocukların ağlamasından rahatsız cadıları bileşin! Sorulacak sorular, edilecek inatlar ve süpürülecek pislikler var.

İsyankâr Cadı, Enrique Pèrez Díaz tarafından yazılıp Enrique Martínez tarafından resimlenmiş. Yaşmak Pusat Keskin’in çevirdiği kitabın yayıncısı Yazılama.

Bu Kitabı Çok Sevdim’de baskısı tükenmiş kitaplara yer vermemeye çok dikkat ediyorum. Ama hakkında yazmak istediğim bir kitabı sadece baskı sıkıntısı nedeniyle raftan indirmemek de doğru bir tercih gibi görünmemeye başladı bana. Üstelik bu alanın biz bizelik havasını da dağıtıyor gibiydi bu temkinlilik hâli. Bahsettiğim kitabı benim gibi seven okurların yayınevi depolarında, sahaflarda peşine düşebileceğine inanarak baskısı bitmiş kitaplar hakkında da  -nadiren de olsa- yazmaya karar verdim bu yüzden, İsyankâr Cadı bu kitaplardan biriydi. Sevgiler.

Yorum bırakın