Bu Masalı Çok Sevdim Öyleyse Kükreyeyim: Kütüphanedeki Aslan

Şehrin ortasında salına salına yürüyen bir aslan var! Hatta bir binanın kapısından giriyor, mağrur. Merdivenlerindeki büstleri kendisine benzetmiş olabilir. Tek  adımıyla zamanı durdurduğu yer  bir kütüphane. Bankonun ardında duran adamın elindeki mühür, bankonun önünde duran kızın kitabına değecektir aslan içeri girmese.  Ama olmaz, herkes olduğu yerde kalakalır. Peki bu durum aslanın umrunda mıdır? Asla!

Kütüphandeki Aslan

Kütüphandeki Aslan

Bankonun ardındaki adam yani kütüphane görevlisi Bay Vızvız, kütüphane sorumlusu Bayan Tatlıhava’nın yanında alır soluğu ve kütüphanede bir aslan olduğunu heyecanla bildirdir. Odasındaki resimlerden hayvansever biri olduğunu tahmin ettiğim Bayan Tatlıhava’ya göre kütüphanedeki durumlar iki şekilde sınıflandırılabilir: Kurallara uygun olanlar ve olmayanlar. Örneğin Bay Vızvız’ın bir aslanın geldiğini haber vermek için koşup bağırması kütüphane kurallarına ayrıkı bir davranıştır, aslanın içeride olması ise kurallara uyduğu sürece hiç dert değildir. Aslan bu sırada ne mi yapıyordur? Küçük türdeşlerinden alışkın olduğumuz şeyleri: İlgiyle koklamak, sağa sola sürtünmek ve nihayet rahat bir yer bulup uykuya dalmak… Kendisi uyandığında kütüphanede masal saati başlamıştır. Tüm kütüphane sakinleri biraz da bu iri kedicikten ürkerek devam ederler işlerine. Masallar sona erdiğinde “keşke bitmese” niyetine kükreyiverir aslan, Bayan Tatlıhava bu kural ihlalini mazur görmez elbette. Sadece kurallara uyanlar kalabilir kütüphanede deyip, korkutur gözünü aslanın. Kurallarını iyice bellediği kütüphaneye ertesi gün daha erken gelir aslan; kuyruğuyla toz almak, koca diliyle zarfları yalamak gibi işler edinir. Tabi üst raflara erişemeyen çocuklar için merdiven, masal saatinde mayışanlar için yastık  olduğunu unutmayalım.

Yastığına Kavuşan Aslan

Yastığına Kavuşan Aslan

Kısa zamanda herkesin dostu olur koca tüy yumağı. Bay Vızvız hariç.  Aslanı kütüphaneye çok da yakıştıramayan görevlinin aradığı fırsat da kısa zamanda geçer eline. Bayan Tatlıhava küçük bir kaza geçirince yardım çağırmak işi aslana kalır.  Aslan, Bay Vızvız’a derdini anlatmak için türlü yollar dener ama tek derdi aslanı başından savmak olan görevli onu anlamamak için direnir. Aslan da onu harekete geçirip, Bayan Tatlıhava’nın odasına koşmasını sağlayacağını bildiğinden vargücüyle kükrer. Bay Vızvız soluk soluğa koşup aslanın kurallarını çiğnedi haber verecekken, masanın altından Bayan Talıhava’nın sesini duyar: “Koşmayın Bay Vızvız, bazen kuralları çiğnemenin gerekli nedenleri vardır”. Kütüphanede gürültü yapmanın kesinlikle yasak olduğunu ve kuralları çiğnediğini iyi bilen aslansa sessizce çıkıp gider bu sırada. Günler geçer; herkes yüzü asık,  gözü kapıda aslanı bekler ama masalsever dost geri gelmez. Sonunda bu durum Bay Vızvız’ı bile üzmüş olacak ki şehirde aramadık yer bırakmaz ve yağmur altında sırıksıklam bulduğu aslana birine yardım etmek için kuralların çiğnenebileceği şeklinde yeni bir kural olduğundan söz eder. Ertesi gün Bay Vızvız, Bayan Tatlıhava’nın odasına girip, kütüphanede bir aslan olduğunu söylediğinde, belki de onu ilk kez koşarken göreceğini tahmin etmemiştir. O günden sonra aslan, koca patileriyle çıt bile çıkarmadan dolanıp durmuştur kütüphanede umarım.

Kütüphane Çalışanı Aslan

Kütüphane Çalışanı Aslan

Kütüphanedeki Aslan çizimlerini beğenip okumaya başladığım ve pişman olmadığım kitaplardan biri oldu. Harika bir öykü sıcacık çizgilerle buluşmuş. İç kapakta koca aslana kafa tutan minik kediye çok güldüm, huylu huyundan vazgeçmiyor işte.  Aslanın çocukları raflara ulaştırdığı andaki gururlu, Bayan Tatlıhava’dan azarı işitince utanmış, masal dinlediği andaki keyifli hallerine bayıldım; benim de gidip yelelerini okşayasım geldi. Kütüphane sakinlerinin güçlü ifadeleri öyküyü destekleyen ve detaylandıran bir artı olmuş. Nasıl çocuk kitaplarını sevdiğimi anlatırken çocuklara parmak sallamayan kitaplardan söz etmiştim. Kütüphanedeki Aslan tam da bu kitaplardan işte. Kütüphane kuralları da böyle anlatılmaz ki, koca aslan orada yaşayamaz ki mi diyorsunuz? Öyleyse hiç kusura bakmayın, siz Bay Vızvız’ın arkadaşı olmalısınız.

Kütüphanedeki Aslan Michelle Knudsen tarafından yazılıp, Kevin Hawkes tarafından resimlenmiş. Ekin Gökovalı tarafından Türkçeleştirilen kitabın yayıncısı Tudem.

Kütüphanedeki Aslan Vesilesiyle Çocuk Kütüphaneleri Derdime Dair Uzun Bir Not:

 Ortaokula kadar kütüphaneyi birkaç kez ziyaret etme şansım oldu. Yanımda bir yetişkin olmadan gidebileceğim mesafede değillerdi. Daha da önemlisi kütüphaneye gitmek ciddi bir meseleydi. Çok çabalanmış ama bir türlü içinden çıkılamamış bir ödeve kaynak bulunmak için gidilirdi kütüphaneye. Evde kitap okuyordum, sınıfta kitaplık kolu pazubandımı sırıtarak taşıyordum ama kütüphaneyle kitap arasında bağlantı kuramıyordum bir türlü. Nemrut görevliye ödevi tamamlayamamak suçmuş gibi başım önce ne aradığımı soracaktım, o da dünyanın en ağır yükünü taşıyor gibi getirip verecekti kitabı. Kütüphane zorda kalmadıkça gidilmemesi gereken bir yerdi yani! Ortaokulla birlikte dönem ödevleri ve Taksim Atatürk Kütüphanesi devri başladı. Birkaç dönem ödevi mağduru, elimizde ödev konusunun yazdığı kağıtlar, yanımızda bir büyüğümüz kütüphaneye giderdik topluca. Fotokopi kuyrukları, itiş kakışlar, yardım etmeye çalışıp canından bezen görevliler, kendini kainatın tepesine yerleştirip oradan biz sefilleri izleyen ukala görevliler, çocukca heyecanlarımıza “cık cık cık” çeken kütüphane müdavimleri… Kütüphaneleri çok sevmem lise dönemime denk gelebildi maalesef. Binlerce kitaba dokundum, hiç de ilgi alanım olmayan onlarca konu hakkında satılara değdi gözlerim. Üniversitede derse girmeyip kütüphaneye sıvışmışlığım, orada uyuyakalmışlığım çoktur. Şu günlerde de öğrencisi olmadığım bir üniversitede kütüphanesinde öğrenci taklidi yapmakla meşgulum. Sırf kütüphanede yorulup uyuklamak için bile dönmek istiyorum okula. İstediğim şey de bu kadar basit işte. Çocukların bir yetişkine ihtiyaç duymadan gidebilecekleri mesafede, yorulup uykuya dalabilecekleri kütüphaneler. Ödev tamamlamak için değil (gerçi onun için interneti kullanıyorlar artık) kitap okumak için gittikleri kütüphaneler. Çocukların patronlara, ebeveynlerinin inançlarına köle edilmediği bir dünyaları olsun. Kitap okurken uyuyakalmak şanslı bir azınlığın hakkı olmasın sadece. Geçen hafta ablama “senden önce ölürsem kitaplarımla küçücük bir kütüphane kur yoksul bir mahalleye” dedim. Ah, bana 27 yaşımda çocuk kütüphanesi vasiyet ettiren güzel ülkem! Sağlıklı, mutlu çocukların kitaplar arasında uyuyakaldığı, koşup gülüştüğü, “çocuk olabilidiği” sokaklarla donandığını da göreceğim değil mi?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s