Yazı kategorisi: Okul Dönemi - 7+

Işıl Işıl Gürültülere Selamla: Suspus

Kusursuzluğuyla bir örnek evlerin arasından göğe doğru uzanan yamru yumru, sıradışı ve heybetli binalar. Solgun renklerin altında kargaşadan mürekkep bir nizamla ilerleyen insan yığınları. Yükselen yükselen, hiç durmadan, mekanlardan taşarak yükselen merdivenler, mini mini mikrofonlar ve devasa hoparlörler. Aynı kelimeleri daha yüksek sesle söylemenin erdem sayıldığı bu her daim gürültülü şehirde bir kız var. Yanıbaşından ayıramadığı maskesi herkesinkinden farklı.

Öylesine kasvetli, gri ve sesli bir şehir ki burası, tanıdıklığı zamanı unutturuyor. İtiş kakış merdivenlere dizilip duran herkesin ne çok kelimesi var, herkes ne çok konuşuyor – ama kulaklarda hep aynı ses yankılanıyor-, bu şehrin sakinleri için durmadan konuşmak işten değil sanki. Ama işte o kız, küçük, utangaç ve sıra kendisine geldiğinde susup kalan, gömüldükçe gömülüyor sise. Keşke o sislerle gökte karşılaşsa, uçabilse mesela, uzaklaşsa şu şehrin kargaşasından… Çok da imkansız değil bu, uçar elbet çünkü cebi kitapla, aklı hayalle dolu. O tükenmek bilmez merdivenler aydınlığa doğru yükselir ve uçar elbet. Yeşile, maviye, göğe, toğrağa, parçası olduğu her ana, kendi kelimelerine doğru en çok da. Günün birinde kopacak ışıl ışıl gürültülere*.

Suspus’un sayfalarını karıştırmaya başladığımda aklıma ilk Shaun Tan geldi; Kızıl Ağaç’ta duvarlara çizilen hayaller, Kayıp Şey’de renklerin ardından bağıran kasvet. Şaşmaz düzenleri içinde kendilerini unutmuş, ‘herkes’ olabildikleri için mutlu insanlar. Ama Suspus farklı olarak hep umut dolu. Tüm o aynı ve yabancı seslerin arasında daha ilk sayfadan duyuruyor kahramanının sessiz gürültüsünü. Başı önde yürürken bile yolunu aradığını, bulacağını biliyorsunuz. Yüzlerce aynı arasında bir bakışta seçiyorsunuz maskesini, kalabalıklar içinde küçüldükçe küçülen kız haykırıyor varlığını. Duran, düşünen, dünyaya ve kendine meraklı bir insan olmak hele çocukken nasıl sancılıdır, bilen bilir. İşte Suspus o sancılı yürüyüşlerin, hayallerine, kitaplarına sarılan; dışarıdan hep yalnız, içeriden her daim kalabalık çocukların kitabı. Yere bakmaktan ağrıyan boyunları mavilere doğru uzatan, toprağa kök salmayı düşleten bir umut hikayesi. Küçücük utangaçların kendi sesini bularak büyümesinin şiiri. Çocukluğumda yayımlanmış olsa, kendimi o kadar yalnız hissetmezdim demiş Neil Gaiman, Suspus için. Ben bir küçük ek yapayım, Suspus’u otuzlarımda okudum ve ellerimdeki gri tozları üfleyerek başladım güne. Kelimelerle yaratılan şehirler, ışıl ışıl gürültüler çok yaşasın!

Suspus, yolu sinemadan illüstrasyona müzikten sokak sanatına farklı duraklardan geçen David Ouimet’in ilk kitabı. Ve ilk kitabında heybesindeki gürültülerin pek çoğunu işittirebilmiş okuruna, sesini daha fazla duymayı umut ediyorum. Seda Ersavcı tarafından çevrilen kitap (çocuk kitaplarının, hele ‘kısa’ metinlerin çevirisinin ciddiye alınmadığı bir yayıncılık ortamında özeniyle parıldayan bir örnek) Çınar Yayınları tarafından yayımlanıyor.

*Bu cümle kitapta “ama gün gelecek ışıl ışıl bir gürültü koparacağım” olarak yer alıyor. Yazının akışı açısından yukarıdaki hali ile yer verdim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s