Yazı kategorisi: Genel

Dilden Dile Çiçeklenen Şarkı: Gümbür Gümbür

Suspus’u okuduğumda öyle etkilenmiştim ki, kitap hakkında iki kelime yazamamıştım. Neden ve ne çok sevdiğimi anlatabilmek vakit almıştı. Uzağımda olmasına tahammül edemediğim kitaplarımdan biri oldu sonra çünkü kasvetli, gri şehirlerde gözünüze değen tek bir göz soluklandırabilir sizi, sesinize çarpan bir tek ses.

Göğe uzanan gri binaların ortasına yankılanan uğultuya çarparak yolunu arayan bir kız vardı Suspus’ta. Yalnızdı ve kalabalıktı, aynı anda. Sesinin neye benzediğini bilen yoktu ve ne çok şey anlatıyordu. Başı önde, usulca yürüyordu ve gözlerimiz bir tek onu seçiyordu. Aynı anda. Herkesin birbirine, her şeyin diğerine benzediği bir dünyanın örtüsünü yırtabilecek cesareti vardı, ceplerine aydınlık dolduruyordu köşelerde. Hayali vardı. İnadı da belki. Ondan doğan umut sayfaya dokunana da bulaşıyordu. Ama bir eksiği vardı, biliyorduk her göz göze gelişimizde. Yoluna yoldaş arıyorduk. 

Sonra Gümbür Gümbür bir ses işitti kulağımız. Bir kırmızı uçurtmanın peşi sıra tutunduk şiire. Yeşili de anımsadık az da olsa, maviyi de. Apartmanların arasından bir çiçeğin kokusu da çalınabilir artık burnumuza çünkü ses sesi buldu. Bir el, diğerini. Bir başka sokağın direngen yalnızının çoğalıyor artık ayak sesi. Suspus artık yalnız değil. Denizlerin göğün işittiği şarkılar uzadıkça uzuyor ölgün kalabalıklar arasında. Betondan kentler ısınıyor. İnat dilden dile büyüyor, umut, cesaret. Aydınlık dilden dile. Bir soluk diğerine çarpınca büyüyor çünkü.

Gümbür Gümbür hakkında ne yazsam söylemem gerekenden fazlasını söylediğim hissine kapıldım. Öylesine çarpıcı bir metin ki, uzunca anlatmalar ona yük olacak gibi. Daha dün ağaçların külleri şehirlere yağdı, deniz tutuştu gözlerimizin önünde. Rengi değişiyor toprağın, nehrin, ülkenin. Fısıltılara konu yılgınlığımız ama işte, umut var. Umut devasa binaların diplerinde açan otlarda. Kara bulutları dağılan gökte. Birbirine değen seste. Bir kitap sayfasında dalgalanan kırmızı bir uçurtmada. Kimi zaman şarkı söyleyip kimi zaman kekeleyen o iki Suspus’un dilinde. Uğultuya direnenlerin isyanında, inadında. Bekliyorum, bekliyoruz dilden dile çiçeklenecek o aydınlık günü. Ses, sesi buldu.

Gümbür Gümbür, sinemadan müziğe farklı sanat dallarında üreten David Ouimet’in yeni kitabı. Suspus hakkında yazarken “Ouimet’in sesini daha fazla duymayı umut ediyorum” demiştim. Gümbür Gümbür’den sonra sesini artık merakla, heyecanla, sabırsızlıkla bekleyeceğim.  Seda Ersavcı, yine çok özenli bir çeviriye imza atmış. Metnin orijinali bilmiyorum zaten çeviri konusunda söz söyleyebilecek yetkinliğe de sahip değilim sadece meraklı bir çocuk kitabı okuru olarak Seda Ersavcı’ya ahengini bir an olsun yitirmeyen, kusursuz bir saat gibi işleyen bu çeviri için teşekkür ederim. Gümbür Gümbür Çınar Yayınları tarafından yayımlanıyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s