Zoe Geliyor, Aniden Ve Derinden: Erkekler Kızlara Karşı

Erkek ve kız sayısının eşit şekilde dağıldığı bir sınıf. Erkek ve kız işlerinin kesin çizgilerle ayrıldığı listeler. Erkeklerin kızlara, kızların erkeklere karşı kıyasıya rekabet içinde olduğu yarışmalar, kazananın ele geçirdiği oyun parkları. Oyunlar, konuşmalar, zevkler farklı; düşman hattını bozguna uğratmak esas. Didişip durmak, gerçek bir kız ya da esaslı bir oğlan olmaya çalışmaktan önünü göremeyen 10 çocuk. Her şeyiyle bambaşka olan Zoe, önce sınıf mevcudundaki cinsiyet dağılımını ardından tüm ezberleri değiştirmeye geliyor. Gökten inercesine, aniden ve derinden. Okumaya devam et

Reklamlar

Kardan Meleklerdir En Güzeli: Tavşancan ile Faresu Karlı Gün

Çocuk kitapları ile kıyısından köşesinden de olsa ilgilenen herkesin bildiği bir isimdir Axel Scheffler. Özellikle Julia Donaldson’la ortak çalışmalarının milyonlarca hayranı var, pek çok dilde yayınlanıyor kitapları. Tostoroman, Zogi, Değnek Adam, Nohut Oda Bakla Sofa, Maskeli Fare, Pırtık Tekir, Kasabanın En Şık Devi gibi efsaneler kitapçıya yolu düşen herkesin gözüne çalınmıştır muhakkak. Ben de ilk onların kitaplarını almakla başlamıştım bu işe;  ilk yazımda da onları konuk etmiştim zaten. Okumaya devam et

Ama Arkadaşlar Güzeldir: Bütün Gün Esneyen Prenses

Hayli büyük bir sarayda, hayli parıltılı altınlarla,  hayli renkli giysilerle dolaşan bir kral varmış. Kralın emrinde hayli insan varmış; bakanlar, hizmetliler, uşaklar, bahçıvanlar. Lakin kralın derman bulamadığı hayli büyük bir sorun varmış ortada. Biricik kızı tüm gün ama tüm gün, başka bir şey yapmaksızın esniyormuş. E tüm gün ortalıkta esneyip dolandığı için annesi, babası, tüm saray eşrafı dahası kediler, köpekler bile tüm gün esniyormuş onun peşi sıra. Okumaya devam et

Seyrek Tüylüleri Seviniz: Sevgi Canavarı

Farklı olana, genel geçer güzellik kalıplarının dışındakilere pek tahammülsüz dünyamız. Bir çerçeve çizilmiş yüzyılların birikimiyle. Binlerce kalıp yıkılmış, onlarca yeni söz söylenmiş, teoriler çökmüş, yasalar değişmiş, yıkılanın yerine yenisi kurulmuş, bu söylemiş beriki ispatlamış derken diğeri gelip geçersizliğini göstermiş. Velhasılıkelam her şey değişmiş ama bu adına güzellik dediğimiz çerçeve pek de oynamamış yerinden. O çerçeveye kimlerin dahil olacağı devrine göre belirlenmiş elbette; o gün güzel denilene bugün göz ucuyla bile bakılmıyor. Her devirde onun dışında kalana karşı kötücül laflar bulmayı da ihmal etmemiş insan yavruları. O güzellik, haydi bir esnetme yapıp diyelim ki bir de şirinlik, çerçevesine sığmayanı yalnızlaştırmakta, parmakla göstermekte, hayatından bezdirmekte, kendisinden nefret etmesini sağlamakta mahir bir dünyanın evlatlarıyız, ne yazık. Okumaya devam et

Bir “Biz”e Yeter: Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello

Bizim evde iki yatak var, dört koltuk, iki de bisiklet var. Bolca kitabımız var ama balığımız yok. Ev büyükçe ama biz sığmıyor gibiyiz yine de. Ev arkadaşım, ben giderken de evde, dönerken de. Zaten yatağa arada bir geliyor, koltuklarda tırnakları törpülüyor, bisikletlere bakıp bakıp şaşırıyor. Kitaplar en çok raflardan aşağı atarken hoşuna gidiyor, balığımız olsaydı… Olamazdı. Piero ile Marcello’nun varmış işte dememe kalmadı, uyudu. Okumaya devam et