Dikkat! Süper Kahraman Çıkabilir : Uçan Küvet

Siz evden çıkıp gittiğinizde ardınızda kalanların neler yaptığını merak ediyor musunuz? Koltukla sandalye kim daha rahat diye bir tartışıyor, çiçekler güneşle ahbaplık ediyor, çatal bıçaklar son besteleri üzerinde çalışıyor olabilir mi? Avizenin dans etmeyi bilmediğinden, masanın her daim üzgün bir kişiliğe sahip olmadığından kim emin olabilir? Hepsi, tamam da, ya oyuncaklarınız dara düşenlerin dostu süper kahramanlarsa? Davetsiz misafirlere karşı hazırlıklı olmak lazım bu durumda. Okumaya devam et

Reklamlar

Çatılarda Gezinen Düş : Miks, Maks ve Meks’in Öyküsü

Arkadaşlar birbirlerini türlerine, görünüşlerine, özelliklerine göre seçmez. Arkadaşlık kalıpları umursamamaktır mesela; imkansız denenlere aldırış etmemektir. Arkadaşlar birbirine güvenir, diğerinin mutluluğunu gözetir, ihtiyaçlarını anlar; verdikleri sözleri tutarlar.

Okumaya devam et

Mini Mini Bir Orman Hikayesi: Rikimini

Rikimini minik bir oğlan.  Küçüklüğünü anlatmak için  pekiştirme sıfatlarını art arda  dizmeli. Ayaklarının yere değmediği sırasının yanı başında kendisi gibi minik  bir ağaç  testeresi var. Uçsuz  bucaksız, karlarla kaplı  bir ormanı  arşınlıyor gün  boyu; kendisi gibi ufacık bir arkadaş  bulmak umuduyla. Okumaya devam et

Hayalgücüne Sınır Çizenler Giremez: Rüzgarın Üzerindeki Şehir

Her gün öncekinin aynı, okuldan eve  evden okula mı? Market orada, berber şurada mı? Durakta, otobüste hep aynı yüzlerle mi karşılaşıyorsunuz? Aynı teyze mi o camdan bakan? Köşeden el sallayarak gelen de her sabah aynı noktada karşılaştığın çocukluk arkadaşın mı? Üst komşunuz, alt komşunuz ve hatta köşedeki kedi bile hep aynı mı? Çok renksiz buralar, beklenmedik birşeyler olsa da mahalle bir sallansa mı diyorsun? Nasıl mı olacak o iş? Uzay gemisi inemeyeceğine göre…

Okumaya devam et

Bugünde Yazılmış Bir Masal: Kurdu Kurtaran Kuzu

Soğuk bir kış akşamında karlara bata çıka yürüyen Kurt, açlıktan kıvranmakta. Ardından sürüklendiği kızağı ağırlaşmakta, altın kol saati ayışığında parlamakta. Sefaletine acıyıp, çaresizlikten yakınırken bir çiftlik evinin ışıklarını fark edip, süzülür ahırdan içeri. Hayli saf bir Kuzu karşılar onu.  Kurt, işinin ustası tabi, ürkütmeyelim bu miniği deyip takınır en kibar halini. “Açım” der saf Kuzu’ya; beriki yulaf, ekmek, saman sunar davetsiz misafire ve ekler “eğer samanı reddediyorsan, yeterince aç değilsin.” Okumaya devam et