Minik Patilerin Cesur Miyavı: Martıya Uçmayı Öğreten Kedi

martıya uçmayı öğreten kedi

martıya uçmayı öğreten kedi

Kendisinden hiçbir söz istemememize rağmen sürekli ötüp duran bir anahtarlığa annelik yapmaya çalışan bir kedi tanıyorum. Durum hayli endişe verici olsa da hiç fena değildi görevini yerine getirme konusunda. Bence kediler neylerse güzel eyliyor zaten. Bu yazı, hasretinden burnumun direği sızlayan biricik Kavuncan’ım için… Elbette biftekli mamayı tercih ederdi!
Anlatacağım hikayeyi bilenler vardır muhakkak. 48 dile çevrilmiş, Türkiye’de de pek çok çocuğun okuduğuna/haberdar olduğuna (internette özetleri, sınav soruları cirit atıyor) emin olduğum bir kitap Martıya Uçmayı Öğreten Kedi. İnsanoğlunun bencilliğine, hesapsızca tüketen sistemine rağmen var etmeye devam eden doğanın cevabıdır bu öykü.

Elbe Irmağı’nın Kuzey Denizi’ne kavuştuğu yerin üzerinde uçan bir martı sürüsü var. Az ötede de müthiş ringalar. Ve sürünün gümüşsü martısı Kengah karnını doyurmaya çalışırken uyarı çığlığını duymuyor maalesef. Petrolle kaplanan vücudunu temizlemek için çok uğraşıyor ama nafile bir çaba. “Son uçuş”unun nihayete erdiği yer ise, bir liman kedisi olarak türdeşleriyle aralarındaki anlaşmalara sonuna dek sadık, keyfine düşkün, sevgiden yana şansı açık kedi Zorba’nın yaşadığı evin balkonu. Birlikte yaşadığı aile tatilde olan Zorba yalnızlığın keyfini sürüyor. Ta ki Kengah balkona iniş yapana kadar. Diyor ki Zorba’ya Kengah “Bir kara dalgaya yakalandım. Kara veba. Denizlerin laneti. Öleceğim ben”. Ve kısa süre sonra balkona yumurtlayacağını bildiğinden üç konuda söz istiyor ondan: Yumurtamı yeme, ona göz kulak ol ve ona uçmayı öğret. Kafası Kengah’a yardım çağırma planlarıyla dolu olduğundan hepsine söz deyiveriyor Zorba da. Martı yavrusuna uçmayı öğretecek! Söz!
Kengah’a iyileşeceğine dair sözler veren Zorba evden fırlayıp liman kedileri arasında “yetkili bir kimse” olan Albay ve yardımcısı Sekreter’e anlatıyor konuyu. Elbette işin içinden çıkamıyorlar. Toplanıp, vaktini eski denizci yeni müzeci Harry’nin mekanındaki kitaplar arasında geçiren Profesör’e gidiyorlar. Bu arada Profesör’ün yaşadığı yerde, 47 dilde 54000 roman; insanın her zaman mutlu olabileceği yerleri gösteren 123 dia makinesi; biri yarım milyon dikiş iğnesinden, diğeri üç yüz bin kürdandan yapılmış 2 Eyfel Kulesi maketi; ünlü yazarlara ait 17 yazı makinesi ve daha nicesinin bulunduğunu öğrenince ben de bir ziyaret etmek istedim doğrusu. Ama girişlerde türlü huysuzluk yapan bira sever maymun Matias hevesimi kaçırdı. Her neyse… Ekip Profesör’ün canıciğeri anpliko…ansimole… eee… ansiklopedilerine gömülüp bir çözüm arar, pek de başarılı olamaz. Balkona döndüklerindeyse çok geçtir artık. Ve Zorba’nın sözlerini tutmasının vakti gelmiştir. Ancak bir liman kedisinin verdiği söz tüm arkadaşlarını bağladığından, dört bir koldan çalışmaya başlarlar. Yumurta çatlar ve anneliği Zorba’ya çok yakıştıran civciv dalıverir balkona. Türlü badireler atlatarak kah balkonda, kah Harry’nin enfes eşyalar çarşısında büyür ve en zor sözü tutmanın zamanı gelir. Civciv kedi olduğuna bayağı inanmıştır aslında ama söz sözdür, tutulması gerekir. Kuşlar hakkında diğerlerinden çok daha fazla bilgi sahibi olan deniz kedisi Pupa Yelken de ekibe dahildir artık. Onlarca harika fikir, bir dizi ansiklopedi maddesi ve hatta Leonardo Da Vinci’nin dehası bile çözüm olamaz soruna. Bu ekibin arasında büyüdüğüne göre adının Şanslı olmasına karar verilen bu martı uçmayı nasıl öğrenecek? Kedilerin yasaklarını delmekle işe başlanabilir elbette. Kedi Minnoş’un durmadan yazılar yazan, naif dostu şair bu iş için uygun mu? Şanslı bir Hamburg gecesinde tek başına kanat çırparken, Saint-Michel’in çan kulesinden onu gururla izleyen Zorba’yı görünce anladık ki şair bu iş için biçilmiş kaftanmış. Para hırsıyla dünyayı tüm canlılara dar eden insanlara duyduğumuz öfkeyi, bir umuda dönüştürecek kadar uygunmuş hem de. Dostunun arkasından sevinçle bakan kedinin sırtını okşayan insanlar sayesinde daha güzel bir yer olacak dünya. Hırsa uzak, sevmeyi bilen insanların dünyası… Kitabın yazarı Luis Sepulveda da dünya daha güzel bir yer olsun diye ömrü boyunca mücadele etmiş insanlardan biri.

 

O limanın kedileri iyilik için, dostluk için durmadan çalıştı. Sadece Zorba sözünü tutsun diye değil, Şanslı insanoğlunun hırsı yüzünden martılığından mahrum kalmasın diye de. Harry’nin içinde dünyaları saklayan mekanı, Matias’ın bira merakı, alakalı alakasız her bilgiyi ansiklopedilerde bulabileceğine dair inancıyla Profesör, akıcı İtalyancasına rağmen bir türlü ansiklopedi diyemeyen Albay, herşeyi Albay’dan önce yanıtlamasına rağmen sevimsiz işleri yapmak zorunda kalan Sekreter, yılanbalığının kıvranması adına, kalkanbalığının bıyıkları adına gibi enfes betimlemeleriyle Pupa-yelken, sokaktaki haşarı kediler, deliklerden fırlayıveren fareler… aynı duyguya saplanmadan, öykünün içinde salınmasına imkan tanıyor okurun. Özetle; Zorba çabaladı didindi, tüm engellere rağmen sonunda Şanslı’ya uçmayı, bize de katıksız dostluğu öğretti. Ha, bir de unutmadan dedi ki: “Yalnızca cesaret edenler uçabilir”
Okurlarına daha iyi bir dünya için minik parıltılar bırakması umuduyla…

 

Çevirisi Saadet Özen’e, resimleri Mustafa Delioğlu’na ait Martıya Uçmayı Öğreten Kedi Can Çocuk tarafından yayınlanıyor.

Reklamlar

4 thoughts on “Minik Patilerin Cesur Miyavı: Martıya Uçmayı Öğreten Kedi

  1. Geri bildirim: Kedili Kitaplar | Bu Kitabı Çok Sevdim

  2. Geri bildirim: Çatılarda Gezinen Düş : Miks, Maks ve Meks’in Öyküsü | Bu Kitabı Çok Sevdim

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s