Alvaro, minik bir oğlan. Minik, yaşı da boyu da. Tükenmez merakı ama, o, boyundan büyük. Hayal gücü deseniz, ohooo, o galiba merakından da büyük. Yetişkinlerin çer çöp saydığı ne varsa kıymetli araç gereçlere dönüşüyor Alvaro’nun zihninde. Kendine has zevklerin kısa pantolonlu sahibi, sağda solda bulduklarıyla yeni dünyalar yaratmanın kırmızı yanaklı mucidi.
Ama böyle anlattığıma bakıp onu ıvır zıvır müdürü sanmayın sakın; matematiği çok sever, uzay üzerine düşünür, koleksiyonlar yapar Alvaro. On parmağında on marifet, her çocuk gibi! Bunları yapmasa da öyle olurdu, ama onun hakkında ezbere yargılara varmanızı hiç istemem. Bir sürü şeyi seviyor bu minik oğlan, ama galiba en çok arkadaşlarıyla futbol oynamayı ve bir sürü şeyden şiddetle kaçınıyor -evet, her çocuk gibi!-, mesela, Alvaro’yu durmadan mıncıklarken bunun onu rahatsız edebileceğini hiç hesaba katmayan komşuları Bayan Manolita’nın sevgi ataklarından…



Alvaro’nun yeni macerası da bu ataklardan birini savuşturmaya çalışırken başlıyor işte. Bayan Manolita, yanında ismi cismiyle tezat köpeği Herkül’le, köşeye doğru bir bakış atarak, beş kelimelik bir cümleyi çıkarıveriyor ağzından bir anda… Düşünüp duruyor minik oğlan, ne demek istedi bu komşu kadın? Asansörler? Merdivenler? Yüksekler? Düşünmekle bulamıyor sorularına cevap, başlıyor ayna karşında mesaiye. Dön sağa… Dön sola… Ne dediniz siz öyle Bayan Manolita?


Bazı soruların yanıtları uzaktadır bilirsiniz, merak adımladıkça çoğalır. Hele mesele kendimizi tanımaya çalışmaksa…. Kim olduğumuzun peşindeysek hele… Ezberimiz bozulmuş, kafamız ıvır zıvır dolaplarımız gibi karmakarışık olmuşsa… Alvaro biliyor bunu, her çocuk gibi! Çıkıyor evden, yanıtlarını dolduruyor ceplerine, dönüyor eve, boşaltıyor ceplerini. Kitaplar? Tatlar? Kokular? Topla… Çıkar… Bulamayınca sonucu, sorunun kendisi olmaya yürekleniyor. Böyle hesapsız cesurluklar çocuklara özgüdür çünkü. Kapısı her ihtimale açık serüvenler, onlar için çok heyecanlananlarındır bittabi. Yetişkin dünyasının olmazlarını oldurmanın reçetesi bellidir; bolca merak, tepeleme hayal gücü, alabildiği kadar cesaret. Eh, Alvaro gibi sağda solda bulduğu minik nesneleri biriktirmeyi sevenler ayrıca şanslıdır, tadına doyulmaz olur çünkü bu pırıltılı sosların. Ama her hikâye bitmeli mi madalyalı sonlarla? Ya sadece merak etmek ve yüreklenmekse yanımıza kâr kalacak olan?

Bayan Manolita, Alavaro’ya ne dedi de onu böyle meraklı yolculuklara çıkardı, bilinmez. Alvaro, hayal gücüyle hayal kırıklığı arasındaki bağlantıya nasıl nanik yaptı, bu da bilinmez. Manolita Hanım’ın mini minicik köpeği bir horozsa Alvora kim oluyor bu öyküde? İşte bu hiç bilinmez! Alvora’nın öyküsü, gizemlerle dolu, yolculuğu biricik; Alvora’nın soruları tanıdık, hayal gücüyle çoğalmış, her çocuğunki gibi. Okurunu bekliyor sorularına yanıt aramak ve hayal gücünün göğünde kanat çırpmak için!
Hayatımın en kötü yılını Alvaro’nun öyküsüyle bitirmek istedim, ondan çok şey öğrendim çünkü. Ivır zıvırlarımı ve onlarla kurabileceğim yeni dünyaları yeniden çok sevmeyi diliyorum kendim için. Ve hepimiz için bir dileğim var: tuhaf kuşlar olalım, sırf meraktan, sırf hayal gücümüzün sınırlarını keşfetmek için; uçmaya yüreklenelim, sırf kanatlarımızı evde imal etmeyi deneyebildiğimiz için!

Tuhaf Kuş, bir Rocia Bonilla şahanesi. Renklerin ve sevginin peşinde binbir merak adımlayan tatlı Monika gibi. Öykülerini herhangiliğin zemininde böyle şamatalı yükseltmeyi bu kadar iyi başardığı, bu kadar konuşan, bakışan, gerçek karakterler yarattığı; türlü çizim tekniğiyle -ama en çok da o güzelim kolajlarıyla- bezediği sayfaları kesip duvarlara asma isteği uyandıracak kadar şenlikli kıldığı için Rocia Bonilla’ya hayranım. Çocuklar biricik, çocuklar aynı; her biri kendine has, her biri birbirinin kopyası. Meraklı, cesur, hayalperest çocuklar çok yaşasın! Onların dünyalarını çiçek dürbününden gören böyle rengârenk kitaplar da elbette!
Rocia Bonilla tarafından yazılıp resimlenen Tuhaf Kuş, Halil Türkden çevirisiyle Günışığı Kitaplığı tarafından yayımlanıyor.