Yazı kategorisi: Genel

“Yeniden Maceraya Atılma Zamanı!”: Arkadaşlık Beklemez

Bir kız çocuğu merakla sokaktaki mama kabına bakıyor. Saçları kısa, etrafta kediler. Bazen olur, kitabın kapağını incelerken kahramanını seveceğinizi düşünürsünüz. Bir daha bakalım: kediler var, yaşıtlarına pek benzemeyen bir çocuk var ve yüzündeki ifadeden anlaşılıyor ki çözmemiz gereken bir gizem var. Maxime ile tanışmak için heyecanlanmayıp ne yapayım?

Okumaya devam et ““Yeniden Maceraya Atılma Zamanı!”: Arkadaşlık Beklemez”
Yazı kategorisi: Okul Öncesi - 3+, Okul Öncesi - 5+

Bir Minik Yara Bandı ya da Milyonlarca Öpücük: Sevgi Nedir Acaba?

Biz yetişkinler her gün kullandığımız kelimelerin düşündürdükleri, hissettirdikleri üzerine pek az konuşuyoruz, özellikle anlamlar söz konusu olduğunda, bir nevi ezbere yaşamak yaptığımız. Yetişkinlik örneğin, olgunlaşmayı yüceltirken sıkıcılığı üzerine söylediklerimiz hep eksik sanki. Anlamları üzerine düşündükçe soğuduğum bir kelime yetişkinlik, o yüzden Monika gibi “büyükler” diyeceğim bize, çocukluğun soruların birbirine çarptığı meraklı günlerini geride bırakan ‘olgunluğa erişmiş’ kimselere.

Okumaya devam et “Bir Minik Yara Bandı ya da Milyonlarca Öpücük: Sevgi Nedir Acaba?”
Yazı kategorisi: Genel

Kaybolursa Solar İyilerin Umudu: Charlie’nin Süper Kahraman Donu

Pek çoğumuzun giyinip kuşanınca, takıp takıştırınca iyi hissettiği bir eşyası vardır. Uğurlu küpe, şans gömleği, ilk kalem… Charlie de ihtişamlı unvanına rağmen bizler gibi bir insan olduğundan giyinince kendisini güvende hissettiği, gönülden bağlı olduğu bir eşyası var elbet. Hem sadece iyi hissetmekle sınırlı değil Charlie’nin ihtiyacı, görevini yerine getirebilmek için olmazsa olmazı bu eşya. Kaybederse solar iyilerin umudu çünkü her süper kahramanın biricik yoldaşıdır kırmızı donu!

Okumaya devam et “Kaybolursa Solar İyilerin Umudu: Charlie’nin Süper Kahraman Donu”
Yazı kategorisi: Okul Öncesi - 5+

Bir Gün, Bir Parkta, Aniden ve Usulca: Kasırga Kız ve Sünger Oğlan

Kitabın kapağına bakar bakmaz tanıdım kendimi, elleri ardında, bakışları şaşkın, ortada öylece duran oğlan çocuğuna benziyordum ben. Onun renkli elbiseli, bol tokalısı; durgunluğu hanım hanımcıklık diye adlandırılan çocuklardan biriydim işte. Ama sadece hiç görmediğim ülkelerin prenseslerine benzetilmeye devam etmek için kaçınmıyordum büyük hareketlerden, işin açığı gönlüm de yoktu hoplayıp zıplamalara pek.

Okumaya devam et “Bir Gün, Bir Parkta, Aniden ve Usulca: Kasırga Kız ve Sünger Oğlan”