Benim İstanbul’umdan söz etmek için fırsat kolluyor gibi hissediyorum bazen. Kente köşesinden bucağından değen bir kitap dahi olsa elimdeki, bazen ne kadar özlediğimi hatta -aynı ülkede değilmişim gibi- özlemden burnumun direğinin sızladığını bazen ayrıldığım için çok mutlu olduğumu ve asla dönmeyi düşünmediğimi; İstanbul’a duyduğum gelgitli tutkuyu anlatıyorum kitabın sözüne başlamadan önce.
Okumaya devam et “Kehanete Göre Bir Gün Yine Sana Döneceğim: Efsaneler Kenti İstanbul”