Farklı olana, genelgeçer güzellik kalıplarının dışındakilere pek tahammülsüz dünyamız. Bir çerçeve çizilmiş yüzyılların birikimiyle. Onlarca kalıp yıkılmış, yüzlerce yeni söz söylenmiş, teoriler çökmüş, yasalar değişmiş, yıkılanın yerine yenisi kurulmuş; bu söylemiş derken diğeri gelip reddetmiş. Velhasılıkelam her şey değişmiş, ama bu adına güzellik dediğimiz çerçeve pek de oynamamış yerinden.
O çerçeveye kimlerin dâhil olacağı devrine göre belirlenmiş elbette, o gün güzel denilene bugün göz ucuyla bile bakılmıyor, kabul, ama her devirde onun dışında kalana karşı kötücül laflar bulmayı da ihmal etmemiş insan yavruları. O güzellik -haydi biraz esneyip bir de şirinlik diyelim- çerçevesine sığmayanı yalnızlaştırmakta, parmakla göstermekte, hayatından bezdirmekte, kendisinden nefret etmesini sağlamakta mahir bir dünyanın evlatlarıyız, ne yazık. İşte bu herkesin adeta birer şirinlik muskası olduğu, pembe mi pembe dünyalardan birinde, kusursuz, yusyuvarlak hatlı, rengârenk yuvalarında yaşayan bol tüylülerin arasında canı pek sıkılan biri var, onun adı Sevgi Canavarı. Bu seyrek tüylü, patlak gözlü, biçimsiz miniğin yol arkadaşıyız bugün, çünkü o çok yalnız. Çünkü, kedi köpek yavrularını, tavşanları, bu bol tüylü yumuşak şeyleri herkes çok seviyor (haklısınız, bizim ülkemizde onlara dahi düşman olabilecek denli nefret kuşanmış milyonlarca insan yavrusu var ama bu acı gerçeği bir süreliğine unutmaya çalışalım). Sevgi Canavarı’nın evi, hafif çarpık inşası ve renklerden nasibini almamışlığıyla hemen göze çarpıyor Şirince’de. İstenmeyen, beğenilmeyen, öteki olmak zaten bir hayli zor iş, bir de etraf inadına yumuş yumuş bir neşeyle doluyken işler iyice sarpa sarıyor haliyle. Ama yol arkadaşımızın pes etmeye hiç niyeti yok çünkü inanıyor ki, herkesi olduğu gibi, sadece o olduğu için sevebilecek birileri vardır koca dünyada. “Dünyada Sevgi Arayışı Hazırlıkları” isimli gezisi için hepsi çok kritik öneme sahip olan eşyaların yer aldığı bir bavul hazırlıyor ve yola koyuluyor. Sevimli olmayanın ancak komedinin öznesi olabildiği dünyada onu da sevebilecek biri var mıdır gerçekten?
Sevgi Canavarı yalnızca çocukların değil tüm yetişkinlerin de okuması gereken bir kitap bence. Hatta en başta çocuklara parlak ve kusursuz dünyaların dışında kalanların üzerini çizmeyi öğreten yetişkinler okumalı bu kitabı. Ötekileştirme, kendine benzemediğini düşündüğünü yalnızlıkla cezalandırma, diğer yandan kendini çok güzel/kusursuz sanarak benliğini yaralama meselesini öyle güzel anlatıyor ki kitap. Metin dengede, davranışlarını sorgulatacak kadar vurucu ama bunu yaparken resimli bir çocuk kitabından bir adım olsun uzaklaşmıyor. Sevgi Canavarı’nın çok fazla hayranı olduğunu öğrendim bu yazıyı yazarken. Tıpkı Tostoraman gibi pek çok oyuncağı var, çizim atölyelerinden masal buluşmalarına dek farklı etkinliklere konu olan bir karakter kendisi. Bu ilgiyi kesinlikle hak ettiğini söylemeden geçemeyeceğim. Her bir okurunun, ‘koca dünyada seyrek tüylüleri de sevebilecek biri’ olmasını dilerim.
Çizimler ve sayfaların kenarından fırlayan notlar kitabın keyfine keyif katıyor. Kimi sayfalar olabildiğince sadeyken kiminde incelenecek bir dolu detay çıkıyor okurun karşısına. Sevgi Canavarı’nın hazırlık listesindekileri sayfalarda aramak, içerisi/dışarısı, alçak/yüksek gibi karşıtlıkları gezilen mekânlar üzerinden tekrar etmek kitapla ilgili etkinlik önerileri olabilir. Çizimler gerçekten çok sevimli, bir daha bir daha ve bir daha söyleyeceğim.
Rachel Bright tarafından yazılan ve resimlenen Sevgi Canavarı, Meltem Özdemir tarafından çevrilmiş ve 1001 Çiçek Kitaplar tarafından yayımlanıyor.
