Bugün bir ormanda yürüdüm. Ağaçların, çiçeklerin dallarına, tomurcuklarına baktım, kokladım. Güneş yüzümü yaktı bazen. Bugün gülümsedim. Ve böyle çiçekli, kokulu, sıcak geçeceğini tahmin edemediğim bugün, yılın ilk alerji atağını yaşadım. Bir de kitapçıya gittim, bir kitabı sırf adını çok sevdiğim için, bana bugünü hatırlatsın diye aldım. Bir banka oturup art arda üç kez okudum ve çok, çok sevdim Küçük Ayının İlkbaharı’nı.
Okumaya devam et “Yürümek, Büyümek ve Taşlar Üstüne: Küçük Ayının İlkbaharı”Yazar: Işıl Kızılırmak
Büyü, Büyü, Büyü! : Minik ama Güçlü
Mini. Mini. Resimli kitaplar hakkında konuşmaya başlamadan önce karakterin adını bir kez daha söylemek aklınızdan geçenleri haritalandırmak için yeterli olabiliyor bazen. Birlikte deneyelim. Mini. Mini. Yaşar ufacık bir evde, mini mini teyzeleriyle. Mini. Mini. Korkar bazen kendi düşlerinden bile.
Okumaya devam et “Büyü, Büyü, Büyü! : Minik ama Güçlü”Safsataya Karşı Şüphe, Tesadüfe Karşı Akıl: Einstein’ın Beynini Yemek
Haber kaynağınız ister televizyon olsun isterse sosyal medya, günü “uzmanlara göre” kalıbıyla başlayan bir habere denk gelmeden bitirmeniz olası değil. Son bir yılda durumun nasıl vahimleşebildiğine bir kez daha tanık olduk.
Okumaya devam et “Safsataya Karşı Şüphe, Tesadüfe Karşı Akıl: Einstein’ın Beynini Yemek”Varlık ve Yokluk Arasında Bilmeceler: Kaybolunca Nereye Gideriz? ile Gelmek ve Gitmek
Geçtiğimiz günlerde okul öncesindeki çocuklarla çalışan bir arkadaşımla ölümün çocuklara nasıl anlatılabileceği hakkında konuştuk. Çocukların sorularını yanıtlamaktan kaçınmamak gerektiğinden söz etti, sonra da elzem olmadıkça bu konuyu açmaya ihtiyaç olmadığını vurguladı. En çok ölümü adıyla anmayı mı yoksa soyutlamaya başvurmayı mı doğru bulduğunu merak ediyordum sanırım.
Okumaya devam et “Varlık ve Yokluk Arasında Bilmeceler: Kaybolunca Nereye Gideriz? ile Gelmek ve Gitmek”Korku ve Kanattan Dokunan: Pupa’nın Paltosu
Pupa. Bir küçük kız çocuğu, bir yetişkin kadın. Çıkıyor evinden sabah, dönüyor evine akşam. Yürüyor gün içinde belki, belki bir salıncak bulup sallanıyor. Başka başka yollarda adımlıyor ve hep sabit kalıyor, bir yerde, bir duyguda. Göğe bakıyor Pupa, soru soruyor, anlam arıyor, kaçıyor bazen aradığından, bazen yaklaşıyor ona istemeden. Ama en çok korkuyor, çok korkuyor, illa korkuyor.
Okumaya devam et “Korku ve Kanattan Dokunan: Pupa’nın Paltosu”