Yağmurda sokağa çıkılmaz! O duvara tırmanılmaz! O kedi sevilmez! Oraya yazı yazılmaz! Bağıra bağıra şarkı söylenmez! Oradan yürünmez! O ağaca çıkılmaz! Sokakta yüksek sesle gülünmez! O kitap okunmaz! O işe hiç kalkışılmaz! O konuya karışılmaz! Yasaklar, yasaklar, yasaklar ve tükenmeyen kurallar. Normallik ve düzen çağrıları. Çünkü… Herkes böyle yapar. Neden? Çünkü… Tüm insanlar bilir ki, … Neden? Çünkü… Bu kuraldır. Ama, neden? Sanılıyor ki, ne kadar uslu, itidalli, kuralsever, aklıselim sahibi olursak o kadar mutlu olacağız. Çünkü, dünyayı koca bir fanusa çevirirsek asla düşüp incinmeyiz, değil mi?
Yazar: Işıl Kızılırmak
Seyrek Tüylüleri Seviniz: Sevgi Canavarı
Farklı olana, genelgeçer güzellik kalıplarının dışındakilere pek tahammülsüz dünyamız. Bir çerçeve çizilmiş yüzyılların birikimiyle. Onlarca kalıp yıkılmış, yüzlerce yeni söz söylenmiş, teoriler çökmüş, yasalar değişmiş, yıkılanın yerine yenisi kurulmuş; bu söylemiş derken diğeri gelip reddetmiş. Velhasılıkelam her şey değişmiş, ama bu adına güzellik dediğimiz çerçeve pek de oynamamış yerinden.
Okumaya devam et “Seyrek Tüylüleri Seviniz: Sevgi Canavarı”
Bir Bardak Sıcak Süt: Uykuya Dalamayan Minik Yediuyurun Hikayesi
Havalar çok soğuk. Ama bu kış fena soğuk… Çok erken soğudu… Bu sefer beter soğudu… Çıplak ayakla ferah ferah dolanırken bir gün sonra kendimi pikeye sarılmış halde bulunca afallayan ben de fazlasıyla katılıyorum bu kışın öncekilere benzemeyeceği konusundaki yorumlara. Kış bize geç ve güçlü geldi. Bu ıhlamur kokusunun evi sarması, benim uyku saatimin en az iki saat geriye alınması ve koltuk tepelerinden “hadi kalk yerine yat artık” larla sökülmem demek. Çünkü kış uyku demektir biraz da. Karanlığa baka baka yükselen can sıkıntısıdır. Sıcağı bulunca mayışıvermektir, “aa uyumuş muyum ya” dır; “içim geçmiş şuracıkta”dır. Üzerimize pek de vazife değilken sırf mevsim değişti diye uykunun sıcak koynuna atılmakta biraz gönüllüyüz yani ama buna çok da üzülmemek lazım galiba. Ya en önemli işimiz kışı uyuyarak geçirmek olsaydı ve gözümüze uyku girmeseydi?
Okumaya devam et “Bir Bardak Sıcak Süt: Uykuya Dalamayan Minik Yediuyurun Hikayesi”
Acının Alkışlarına Bıraktığımız: Üç Şiir
Bu Kitabı Çok Sevdim’in bugünkü konuğu hakkında uzun bir yazı yazılmayacak. Aslında bir tanışmaya vesile olmaktan öte bir niyeti olmayacak bugün söyleneceklerin. Bugün, 3 Haziran. Nâzım’ın aydınlık bir memleket umudunu, boyun eğmeyen şiirlerini büyük insanlığa miras bırakıp dünyadan ayrıldığı gün.
Mini Mini Bir Orman Hikâyesi: Rikimini
Rikimini minik bir oğlan. Küçüklüğünü anlatmak için pekiştirme sıfatlarını art arda dizmeli. Ayaklarının yere değmediği sırasının yanı başında kendisi gibi minik bir ağaç testeresi var. Uçsuz bucaksız, karlarla kaplı bir ormanı arşınlıyor gün boyu, kendisi gibi ufacık bir arkadaş bulmak umuduyla. Okumaya devam et “Mini Mini Bir Orman Hikâyesi: Rikimini”