Şimdi Kimin Zamanı? : Mevsimler

Yakın zamanda zor günler geçirdik. Daha zorlarının yine yakın zamanlarda kapımızı çalacağını biliyoruz. Ağaçlara dev saksılara ekilen peyzaj ürünleri muamelesi yapıp, dere yataklarına siteler kurunca; sefil durumdaki altyapıyı zerrece umursamayıp, gökdelen temellerini alkışlarla attıkça, insanlar dolmuş tepelerine tırmanıp boğulmamaya çalışıyorlar elbette. Şehrin içinde yaşam alanı bırakılmayan yüzlerce hayvan yine insanların bencilliğinin bedelini ödeyerek, yaşamlarını yitiriyor.  Dünyanın en güzel şehirlerinden biri beton bir labirent haline geliyor ve en sıradan doğa olayı bile hayatta kalma provasına dönüşüyor.

İstanbul ya da bütünüyle ülke, dünyanın içinde bulunduğu çürüyüşün bir küçük örneği. Altyapı sorunu ve bilinçsiz kentleşme nedeniyle, gelen fırtınayı daha şiddetli ve ötelenemez şekilde deneyimliyoruz. Onlarca araştırmanın da söylediği gibi, dünyamız tüm heybetiyle çözülüyor, mevsimler birbirine karışıyor. İnsanlar suyu asla tükenmeyecek bir kaynak olarak görüyor, ağaçları gereksiz buluyor, petrole tapıyor. Tüketmeden yaşayamama hastalığına tutulmuşlar, doğayı iliklerine kadar sömürmekten ve sınırsız sandıkları egemenliğin keyfini sürmekten çılgınca zevk alıyorlar; değirmenler artık parayla dönüyor.

Mevsimler,  bizim hikayemiz. Sömürebildiğimiz sürece işbirliği yaptığımız doğaya verdiğimiz onulmaz zararın hikayesi, dengeyi altüst edişimizin. Yazı, kışı birbirine nasıl karıştırdığımızın ve sonra bir köşeye çöküp hayıflanmamızın. Mevsimler, bir sarayda yaşayan dört kraldı; kimi hüzünlü, kimi afacandı. Doğayı korumak ve dengeyi işler kılmaktı görevleri. Her birinin devri de zevki de farklıydı birbirinden; Yaz’ın renkli bir mayosu vardı. Sonbahar ıslak yağmur kokusunu severdi, yaşlı bilge Kış paten kaymayı. İlkbahar,  bayılırdı rengarenk çiçekleri sulamaya. Eşitti zamanları ve zamanlarını kendi renklerine boyamak için çalışıp dururlardı neşeyle. Ta ki, insanlar, egemenliği kendileri kadar sevmeye niyetli Yaz’a reddedemeyeceği bir teklifte bulunana kadar. Bitmez tükenmez hırsı, doymaz gözüyle insan daha fazlasını, hep daha fazlasını istedi; o istediğini aldıkça bozuldu eşitlik, Yaz’ın tükenmeyen devri başladı. Peki bu gidişe bir dur diyecek yok muydu? İnsanlar renkleri hiç mi özlemez miydi bir daha? Doğa affeder miydi kendisine yapılan zulmü? Çiçekler açar, kuşlar neşeyle öter miydi yeniden? Bu soruların yanıtını aramayı, çok geç olmadan yanlışımızdan dönebilmek umuduyla, genç okura bırakalım.

Okul öncesi dönem için mevsimler ve doğa olaylarını anlatan kitapların sayısı her geçen gün artıyor. Fakat bu kitapların hemen hepsi, ideal bir kurguya güzelleme olarak ilerliyor. Döngüleri gerçekten çok başarılı biçimde anlatanlar da var içlerinde elbette. Fakat işleyişte muhteşemlikten eser olmadığını, böyle giderse sürdürülebilir bir sistem kalmayacağını anlatmaktan kaçınmak neden? Mevsimleri salt insana sağladığı imkanlarla anlatmak ve çocuklara içinde bulunulan tablo hiç yokmuşçasına bir kurguyla yaklaşmak da büyük bencilliğimiz parçası değil mi? Payına düşen bazı işler olduğundan söz etmemek, onu yaşadığı dünyayla bağ kurmaya yönlendirmemek de, sürekli saraylarda salındıkları, unvanlara boğuldukları bir hayal dünyasına hapsetmenin parçası değil mi? Mevsimler, çocukların yalnızca insanların mevsimsel döngüye verdikleri zararı kavrayacağı bir kitap değil, tüketimin hayatın amacı haline geldiği düzene bir eleştiri. Yaşam hakkını kavramak ve bu hakka sahip çıkmak konusunda ilk fikirlerin kapısını aralayacak bir metin. Azınlığın çıkarına hizmet eden kararların insanlığa faydasını sorgulamaya dair küçük bir temel. Doğanın yok oluşunda türlerinin sorumluluğunu kavrayabilecekleri, gidişatı tersine çevirmek için neler yapılabileceğine kafa yorabilecekleri; egemenlik meselesi, hükmetme arzusu üzerine neler düşündüklerini konuşmaya da vesile olacak bir kaynak.

Kitabı okuduktan sonra, hangi mevsimde neler yapmaktan hoşlandığınızı konuşup resmedebilir, farklı mevsimleri canlandırdığınız küçük tiyatro oyunları hazırlayabilir, doğayı korumak için neler yapabileceğinizi kararlaştırdığınız haftalık takvimler oluşturabilirsiniz. Mevsimin tüm güzelliğini kavramak için okumanızı ormanlara, deniz kenarlarına taşıyabilir, doğayı insan kaynaklı atıklardan temizlemek için çalışabilirsiniz. Tüketim ve geri dönüşüm üzerine düşünmek için evdeki malzemelerden mevsimleri sembolize eden kostümler, mevsimleri tanıtan köşeler hazırlayabilirsiniz.

Çocukların zihninde küçük soru işaretleri oluştururken hayal gücünün elini asla bırakmayan, dili anlaşılabilir ve keyifli şekilde kullanan kullanan bir kitap Mevsimler. Doğayla kurulan ilişkinin yansımalarına odaklanan çizimler metnin etkisini kuvvetlendiriyor. Karakter yaratımı ve renk kullanımı çok başarılı, çizerden daha önce haberdar olmadığım için kendi adına üzüldüm.

Mevsimler, Mariza Georgalou tarafından yazılıp, Katerina Xadoulou tarafından resimlenmiş. Rüzgar Rumi tarafından çevrilen kitap Aylak Kitap tarafından yayınlanıyor.

Kitabı çok sevdim fakat şu eleştiriyi de mutlaka eklemeliyim: “İnsanoğlu” kelimesinin köken ve anlam bakımından neyi işaret ettiği savunusuna girmeden, yerine hangi kelimeyi kullanırsak dili cinsiyetçi kodlardan kurtarmak için bir adım atmış oluruz diye düşünmenin vakti gelmedi mi?

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s