Resimli kitapların prensesleri, tahtları taçları devirip saraylardan kaçıyor bir süredir. Kabarık elbiselerle salonlarda salınıp durmaktan yılmışlar. Her daim uslu, itaatkâr, ölçülü olmaya itirazları var. Yeteneklerinin “erkekler kadar” denen ayrımcı bir ölçü üzerinden değerlendirilmesine isyan ediyorlar. Peki ya prensler? Onlar da sıkılmış mı bu daimi iktidar oyunundan?
Okumaya devam et “Küllü, Kedili ve Kılsız, Kabaksız: Külprensi”Yazar: Işıl Kızılırmak
Artık Uyanma Vakti: Çok Fazla Masal Okuyan Prenses
Yüksek Orman Kralı ile Güzel Orman Kraliçesi. Adları ne heybetli. Elbette sarayları da öyle. Parlak taçları var, gösterişli giysileri. Altın varaklı çerçevelerde tabloları, kontlar, konteslerdir ahbapları. Kızları var bir de. Adı Prenses Serena. Tüm kapılar açılır önünde, pervanedir etrafında cümle âlem.
Okumaya devam et “Artık Uyanma Vakti: Çok Fazla Masal Okuyan Prenses”Muhteşem Adnan Bey’in Maceraları: Benim Babam Kötü Örnek
Mart, Bu Kitabı Çok Sevdim için “çocuk kitaplarında toplumsal cinsiyet” dosyasının ayı. Ancak dosya geçen yıl yayımlanmadı. Henüz pandeminin ilk günleriydi, belirsizlik ve kaygı zirvedeydi. Üretip paylaşmanın iyileştiriciliğini yeniden anımsadığımızda ise başka bir aya girmiştik. Bir yıl sonra bugün, sokakla, hayatla ilişkimizin bir kez daha düzenlendiği 2021 Mart’ında, sözü yine taşı delen ayrık otlarına bırakıyorum.
Okumaya devam et “Muhteşem Adnan Bey’in Maceraları: Benim Babam Kötü Örnek”Hüzünlü Anıların Fantastik Koleksiyoncusu: Fikri Rüyakaçıran
Çocuk kitaplarını neden seviyoruz? Pek çok farklı yanıt vardır elbet. Ama ‘griye karşı renk’ güçlü bir ortak payda olabilir. Kentlerin gri binaları, gri dumanı fabrikaların, yaş aldıkça yüreğe çökmeye başlayan o gri tortu. İşler güçler, ödevler, hep bir yere yetişmeler ve her daim yetememeler.
Okumaya devam et “Hüzünlü Anıların Fantastik Koleksiyoncusu: Fikri Rüyakaçıran”Tekeri Çayırlı, Selesi Fırfırlı: Mavi Fil Tombik
Hafıza ve öğrenmeden ne zaman söz edilse, konu döner dolaşır bisiklet sürmenin asla unutulmadığına gelir. Bir bisiklet selesinden kaç yıl ayrı kaldığınız zerrece önemli değildir bu iddiaya göre; ilerlemek için oturmak yeterlidir. Ancak iddianın bilimsel araştırma ya da yaygın deneyimle destekleniyor oluşu ikna etmez beni hatta ne yalan söylemeli biraz kızdırır. Çünkü ben bisiklete binmeyi sürekli unuturum!
Okumaya devam et “Tekeri Çayırlı, Selesi Fırfırlı: Mavi Fil Tombik”