Hikâyemizin kahramanı biraz mutsuz, biraz meraklı, bir hayli şaşkın. Etrafındaki herkesi bezeyen şahane yetenekler, bir tek onun suya tapan, debelenmekten haz duyan, tembelliğin şiirini yazan iri türünden esirgenmiş sanki. Şunlar harika koşar, bunlar daldan dala atlar, beriki havalara sıçrar… Suaygırları… Suaygırları ise sadece keyif çatar ona göre. Ama bu dinginlik ona göre değildir, ne yapıp etmeli de bu türe ait olmadığını cümle âleme göstermelidir? Okumaya devam et “Yo! Yo! Yo! Diye Diye Biten Yolculuk : Mutlu Suaygırı”
Yazar: Işıl Kızılırmak
Evlerini Terk Ettiler Ama Bu Daha Başlangıç: Mantova’nın Cüceleri
Hikâyemiz bir grup çocuk ve bir yazarın, günün birinde Gonzaga Hanedanlığı’nın hüküm sürdüğü Mantova Düklük Sarayı’na yaptığı ziyaretinin armağınıdır. İnsanların ve devlerin de gezindiği bir cüce hikâyesi yazmışlar bizim için, gölgelerin boyuna kanmayalım diye. Okumaya devam et “Evlerini Terk Ettiler Ama Bu Daha Başlangıç: Mantova’nın Cüceleri”
Hayallerimdir Benim En İyi Arkadaşım: Aycı Çocuk
Çocukların sesini duyan var mı? Camdan göğe bakıp hasretle gülümsüyorlar, yanından geçerken denize bakıp dalıyorlar, boyaları ellerine alınca kendilerinden geçiyorlar… Belki sözcüklere döküyor, belki sessizce bağırıyorlar. Onların sesini duyan var mı? Hayal kuruyorlar. Dur durak bilmeden… Bizim bilim kurgu filmlerinde bile gerçeklik aradığımız dünyamıza doğru sesleniyorlar: Hayallerin sınırı olmaz, hayaller küçümsenemez. Okumaya devam et “Hayallerimdir Benim En İyi Arkadaşım: Aycı Çocuk”
Teslim Ol, Milyonlarca Polisim Var Diyen Küçük Adam: Diktatör
Diktatör’ün boyu bacak kadar, bıyığı takma… Diktatör’ün bakışı haşin, sesi hiddetli… Oyuncakları bile korkutup sindirmeye yeter öfkesi… Sevmekte pek gönlü yok, sevilmekte de elbet… Diktatör’ün emrinde insanlar, korkarak onu kızdırmaktan, fır dönüyorlar etrafında. İstediği burnunun dibinde bitmeli anında yoksa çekeceği var dünyanın onun elinden. Çünkü “bir adam diktatörse diktatördür”. Okumaya devam et “Teslim Ol, Milyonlarca Polisim Var Diyen Küçük Adam: Diktatör”
Derken Gülümseme Yüzden Yüze: Doni ve Arkadaşları
Çocukken arkadaş edinme konusu sıkıntılıydı benim için. Arkadaş olarak seçilme hususunda etrafımdakilerin hepsinden çok daha şanslıydım, biliyorum. Şartlar gereği herkesin arkadaş olmak istediği kızdım, hele okulun ilk yıllarında. Arkadaşım olmak için uzatılan ellere yanıt verir ama çekingenliğim yüzünden gerçek bir arkadaşlık edinemez, kıvranır dururdum. Yıllar beni hiç değiştirmedi, hala insanlarla tanışma faslı zorludur; kendim olabilmem zaman alır, çoğunlukla da olamam. Çok insanla tanış olmayı, konuşabilmeyi önemser ama az arkadaşlı olmayı tercih ederim. Bilmem, belki de bu yüzdendir yüzümün sıkça asılıyor olması. Bu kanıya nereden mi vardım? Doni’den. Okumaya devam et “Derken Gülümseme Yüzden Yüze: Doni ve Arkadaşları”