Yazı kategorisi: Okul Dönemi - 9+

Mahzenden Taşan Macera:Gaudi’nin Gizemini Çözen İki Kafadar

Her şey sicili pek de temiz sayılamayacak bir antikacının, şehirdeki herkes tarafından tanınan Bayan Amat’a yazılmış eski bir mektuptaki imzayı tanımasıyla başladı. 1925’te atılmış bu imza, Barcelona denince akla gelen görkemli yapıların mimarı Gaudi’ye aitti ve satırlarında Sagrada Familia’daki büyük bir sırrın bahsi geçmiyor olsa bu mektup antikacı için sadece iyi bir satışın konusu olabilirdi.

Okumaya devam et “Mahzenden Taşan Macera:Gaudi’nin Gizemini Çözen İki Kafadar”
Yazı kategorisi: Okul Dönemi - 9+

Baktığımız Her Yerde Sorular Var: Peki Nasıl?

Çocukken dünyaya karşı çok meraklıyız. Her an yeni bir şeyle karşılaşıp, yeni bir bilgiyi ekliyoruz zihnimize ve hayat temelde iki sorunun etrafında şekillenmeye başlıyor. Gökyüzü mavi, kaşlarımız var, dinozorların isimleri upuzun: Neden? Saçımız uzar, balıklar su altında nefes alır ya da taş suda kayar: Nasıl?

Okumaya devam et “Baktığımız Her Yerde Sorular Var: Peki Nasıl?”
Yazı kategorisi: Okul Dönemi - 7+, Okul Dönemi - 9+

Ayağına Apartman Düşenler, Kendini Kırmızı Balık Sananlar ve Momolar: Süper Kahramanlar Yüksekten Korkmaz

Her şey yedi yıl evvel başladı. Yedi yıl evvel “Kucak, yoksa ciyak!” günlerinde. Üç basamak ve çekim gücü yüksek kırmızı düğme sahnedeydi.  Annesinin “Bu bir mucize!” diyen sesini duyduğunda fark etti olağanüstü güçlerini Maurice Ackerman. Pardon, Süperackerman!

Okumaya devam et “Ayağına Apartman Düşenler, Kendini Kırmızı Balık Sananlar ve Momolar: Süper Kahramanlar Yüksekten Korkmaz”
Yazı kategorisi: Okul Dönemi - 9+

Bizim Kaldırımdan Ses Veren : Seto Bal

Bu, Deniz ile Seto’nun, Mavi ile Deniz’in, komşularını sevenlerin hikâyesidir. Bu hikâyede hayat, gökkuşağının altında keşfedilir ve kedilerin sınırlarına saygı duyulur. Bu hikâyenin kahramanları karşı kaldırımdan bakılıp gülünenlerdir biraz da. Okumaya devam et “Bizim Kaldırımdan Ses Veren : Seto Bal”

Yazı kategorisi: Okul Dönemi - 9+

Bir Dayanışma Sirki: Ö.T.E.K.İ. (Gizli Topluluk)

Franz Kopf, on yaşında, okulun popüler çocuğu ya da öğretmenlerinin gözdesi değil, herhangi bir şeyde ‘en iyi’ olmakla alakası yok; adlı adınca ‘normal’ bir çocuk işte. Yani onlardan biri değil; köşelerde tek başına oynamaz, boyu çok uzun değildir, kendine has bir giyim tarzı yoktur, yürüyüşü herkesinki gibidir. Franz Kopf, on yaşında, bir ‘öteki’ değil. Ambliyopi diye bir terimle tanışmadan önce değildi en azından. Okumaya devam et “Bir Dayanışma Sirki: Ö.T.E.K.İ. (Gizli Topluluk)”