Yazı kategorisi: Okul Dönemi - 7+, Okul Dönemi - 9+

Ayağına Apartman Düşenler, Kendini Kırmızı Balık Sananlar ve Momolar: Süper Kahramanlar Yüksekten Korkmaz

Her şey yedi yıl evvel başladı. Yedi yıl evvel “Kucak, yoksa ciyak!” günlerinde. Üç basamak ve çekim gücü yüksek kırmızı düğme sahnedeydi.  Annesinin “Bu bir mucize!” diyen sesini duyduğunda fark etti olağanüstü güçlerini Maurice Ackerman. Pardon, Süperackerman!

Okumaya devam et “Ayağına Apartman Düşenler, Kendini Kırmızı Balık Sananlar ve Momolar: Süper Kahramanlar Yüksekten Korkmaz”
Yazı kategorisi: Okul Öncesi - 3+

Gökkuşağının Altında, Dudağının Kıyısında: İyilik

Zor zamanlardan geçiyoruz. Bu üç kelimeyi hayli sık bir araya getiriyoruz hem de. Zor zamanlar bir köşede öylece duruyor da gündemler ona yeni sıfatlar kazandırıyor gibi. Son bir yılda yaşananlarla işler büsbütün zorlaştı, biliyorum. Bir de paylaştığımız zorluğun dışında kalanlar var, evimizin içinde, aklımızın köşesinde, kalbimizin derininde; bize ait.

Okumaya devam et “Gökkuşağının Altında, Dudağının Kıyısında: İyilik”
Yazı kategorisi: Okul Öncesi - 3+

Hüngür Hüngür Ağlayan, Sıkı Sıkı Sarılan Kahramanlar: Sert Çocuklar

Çocuk kitaplarında toplumsal cinsiyet dosyası üzerine düşünürken masama göz atıyorum: Erkeklikler, Erkeklik: İmkânsız İktidar, Hegemonik Erkeklik… Gözüme ilk çarpan kitaplar bunlar, en üstte onlar var, en çok onları okumuş, onları hırpalamışım.

Okumaya devam et “Hüngür Hüngür Ağlayan, Sıkı Sıkı Sarılan Kahramanlar: Sert Çocuklar”
Yazı kategorisi: Okul Öncesi - 5+

Boş Ver! En İyisi Seninkisi!: Başka Bir Anne

Annesi okul çıkışına gelemeyen çocuklardandım ben. Gelemedi, çalışıyordu. Hafta sonları görüşebildiğimizde de hep yetmeye, yetiştirmeye çalıştığından koşturup dururdu. Normal, hayli normal bir anneydi. Çevresindeki annelerden ayrılan özellikleri de vardı ama yine o anneler gibi, kendisi olmaya imkânı yoktu. Onların imkânsızlığı bizim imkânlarımızın yolunu döşedi çoğunlukla.

Okumaya devam et “Boş Ver! En İyisi Seninkisi!: Başka Bir Anne”
Yazı kategorisi: Genel

Küllü, Kedili ve Kılsız, Kabaksız: Külprensi

Resimli kitapların prensesleri, tahtları taçları devirip saraylardan kaçıyor bir süredir.  Kabarık elbiselerle salonlarda salınıp durmaktan yılmışlar. Her daim uslu, itaatkâr, ölçülü olmaya itirazları var. Yeteneklerinin “erkekler kadar” denen ayrımcı bir ölçü üzerinden değerlendirilmesine isyan ediyorlar. Peki ya prensler? Onlar da sıkılmış mı bu daimi iktidar oyunundan?

Okumaya devam et “Küllü, Kedili ve Kılsız, Kabaksız: Külprensi”