Ah, hayat! Tükenmeyen koşuşturman, tamamlanmayı bekleyen işlerinle bizi ne çok yoruyorsun. Bazen öylesine yılıyoruz ki hızına yetişmeye çalışmaktan, keşke diyoruz işimi benim yerime halledecek biri olsaydı. Eh, eli değmişken şu derdimi de dinleyip dermanını bulsa, sonra efendim, bir de öteki sorunuma kulak kabartsa, şu olmazı oldursa…. Evet, biz diyoruz bunları, pardon biz değil, Değirmenler Vadisi halkı. Ama, onlar… Biz? Onlar? Okumaya devam et “Yıldızdan Kanatlar, Buluttan Düşler: Değirmenler Vadisi”
Masmavi Gökyüzünde Kırmızı Bir Fular:Türkan Saylan
Çok etkilendiğim bir cümleyi paylaşmak dışında hakkında yazdığım kitaplardan doğrudan alıntı yapmayı tercih etmiyorum. Ancak, daha önce Frida Kahlo hakkındaki yazıda da söz ettiğim Anti-Prenses serisine ilişkin bu alıntıyı, seri adını ve ereğini kendisini anlatsın diye paylaşmam gerektiğini düşünüyorum: Okumaya devam et “Masmavi Gökyüzünde Kırmızı Bir Fular:Türkan Saylan”
Gece Gezgini: Uyumadan Önce Kanguruyu Öpeceğim
Kırları sever misin? Gökyüzünü ve kuşları? Denizleri mesela? Ya, ağaçları? Sarılmayı, koşturup gülüşmeyi? Cevabın evet ise, çok mutlu olmalısın, hem hayatın tadını doyasıya çıkarıyorsun hem de yalnız değilsin. Okumaya devam et “Gece Gezgini: Uyumadan Önce Kanguruyu Öpeceğim”
Esen Yele Karışan Türkü: Papağanın Diriliş Öyküsü
Güzel yeşil tüyleri olan bir papağan vardı. Tünemek için yanlış bir yer seçmişti, hepsi bu. Hepsi buydu, belki biraz da merak. Kayıverdi bir yıldız gibi. İşte o andan sonra her şey değişti.
Okumaya devam et “Esen Yele Karışan Türkü: Papağanın Diriliş Öyküsü”
Gökkuşağının Çağrıcısı Olanlar: Vincent ve Camille
Sarının, turuncunun her bir tonunun dans ettiği bir manzarada, mavinin her tonunu kuşanmış bir adam ile yeşiller içinde bir kadın duruyor. Ortalarında da maviyi ve yeşili çok seven bir oğlan; Bay Vincent’a yardıma gitmek için hazırlanan Camille. Okumaya devam et “Gökkuşağının Çağrıcısı Olanlar: Vincent ve Camille”