Herkes için böyle mi bilmem ama ben hayatımda karşılık bulan, bir anıma ya da hayalime değen ‘şey’leri daha çok seviyorum. Onların yeri ayrı oluyor. Cesur Fırfır da böyle bir kitap benim için. Ki, her okuyan için de öyle olsun isterim. Sonuçta bu koca ormanda hepimiz bir şekilde kayboluyoruz. Ve eve dönmek için boyumuzdan büyük maceralara atılmamız gerekebiliyor. O maceralardan biri bu kitapta işte. Yıllar geçse de aklınızın bir köşesinde kalmaya devam edecek bir öykü: Cesur Fırfır. Okumaya devam et “Yıllar Geçse De Üstünden: Cesur Fırfır”
Bence Sadece Mutlu Ol: Ne Olmalıyım?
Büyük şair Mayakovski, “Nerede çalışacağım?”, “Neyle meşgul olacağım?” diye başlıyor sormaya ve sıralıyor cevapları birer : Marangoz, mühendis, yapı işçisi, doktor, fabrika işçisi, kondüktör, şoför, pilot, tayfa…
Her bir kelimeyi ustalıkla işleyen diliyle anlatıyor meslekleri. Bu kitabı okuduktan sonra bir masa ya da sandalyeye bakarken bilecek çocuklar, onun bir tomrukken başlayan hikâyesini ve o tomruğu işleyen emeği. Okumaya devam et “Bence Sadece Mutlu Ol: Ne Olmalıyım?”
Karlı, Kışlı, Havuçlu, Şifalı Bir Masal: Tavşan Çiko’nun Dileği
Şubat taklitçisi bir ekimdeyiz. Kışlıklar dökülüyor, ısınma planları yapılıyor. Vakitsiz ziyaretçi kar soğuğundan şikayet edip dururken, iç ısıtan hikayelere ihtiyaç var tabii ki. Karlı, kışlı, yılbaşılı, çam ağaçlı, biraz hasta yataklı ama bolca şifalı baharatlı, elbette yine bolca havuçlu ve tavşanlı, bir koca dilekli, sıcacık bir masal : Tavşan Çiko’nun Dileği.
Okumaya devam et “Karlı, Kışlı, Havuçlu, Şifalı Bir Masal: Tavşan Çiko’nun Dileği”
Minik Patilerin Cesur Miyavı: Martıya Uçmayı Öğreten Kedi
Söz edeceğim hikâyeyi bilenler vardır muhakkak. 48 dile çevrilmiş, Türkiye’de de pek çok çocuğun okuduğuna/haberdar olduğuna (internette özetleri, sınav soruları cirit atıyor) emin olduğum bir kitap Martıya Uçmayı Öğreten Kedi. İnsanoğlunun bencilliğine, hesapsızca tüketen sistemine rağmen var etmeye devam eden doğanın cevabıdır bu öykü. Okumaya devam et “Minik Patilerin Cesur Miyavı: Martıya Uçmayı Öğreten Kedi”
Herkesle Dost, Hep Dost: Findus ve Pettson
Tavuklar yerlerinde durup insanların hikâyelerini dinlemiyor maalesef. Bir şeyleri gagalamak için oradan oraya koşturup duruyorlar. Yaşlı Pettson’ın da derdi bu işte. Tavukları anlattıklarını dinlemiyor ama onun anlatacak çok şeyi var. Pettson’ın yalnızlığına üzülen komşusu elinde karton bir kutuyla çıkageliyor günün birinde. Bu yalnız adamın derdine derman olacak kutunun üzerinde şunlar yazmakta: Findus Yeşil Bezelye.
Okumaya devam et “Herkesle Dost, Hep Dost: Findus ve Pettson”