Resimli kitapların prensesleri, tahtları taçları devirip saraylardan kaçıyor bir süredir. Kabarık elbiselerle salonlarda salınıp durmaktan yılmışlar. Her daim uslu, itaatkâr, ölçülü olmaya itirazları var. Yeteneklerinin “erkekler kadar” denen ayrımcı bir ölçü üzerinden değerlendirilmesine isyan ediyorlar. Peki ya prensler? Onlar da sıkılmış mı bu daimi iktidar oyunundan?
Okumaya devam et “Küllü, Kedili ve Kılsız, Kabaksız: Külprensi”Etiket: bu kitabı çok sevdim
Hüzünlü Anıların Fantastik Koleksiyoncusu: Fikri Rüyakaçıran
Çocuk kitaplarını neden seviyoruz? Pek çok farklı yanıt vardır elbet. Ama ‘griye karşı renk’ güçlü bir ortak payda olabilir. Kentlerin gri binaları, gri dumanı fabrikaların, yaş aldıkça yüreğe çökmeye başlayan o gri tortu. İşler güçler, ödevler, hep bir yere yetişmeler ve her daim yetememeler.
Okumaya devam et “Hüzünlü Anıların Fantastik Koleksiyoncusu: Fikri Rüyakaçıran”Tekeri Çayırlı, Selesi Fırfırlı: Mavi Fil Tombik
Hafıza ve öğrenmeden ne zaman söz edilse, konu döner dolaşır bisiklet sürmenin asla unutulmadığına gelir. Bir bisiklet selesinden kaç yıl ayrı kaldığınız zerrece önemli değildir bu iddiaya göre; ilerlemek için oturmak yeterlidir. Ancak iddianın bilimsel araştırma ya da yaygın deneyimle destekleniyor oluşu ikna etmez beni hatta ne yalan söylemeli biraz kızdırır. Çünkü ben bisiklete binmeyi sürekli unuturum!
Okumaya devam et “Tekeri Çayırlı, Selesi Fırfırlı: Mavi Fil Tombik”Hardal Sarısı Denizaltıda Zencefil Kokuları: Kiraz Hanım’ın Mutfağı
Pek çok okuru, ne yazık ki, önce vedasına dair öyküsüyle işitmiştir Sylvia’nın adını. Ardından merakla Sırça Fanus’u okuyanlar yazarın büyü bozan dili ile tanışır, şiir severler Ariel’i zihnine kaydeder. Kadınların yazma ve yaşama deneyimine dair mirası taşır satırlarında. Bugün, dünyamızdan ayrılışının yıldönümünde, çocuklar için kaleme aldığı öyküleriyle, Kiraz Hanım’ın Mutfağı ile anmak istedim onu.
Okumaya devam et “Hardal Sarısı Denizaltıda Zencefil Kokuları: Kiraz Hanım’ın Mutfağı”Bulutlara Köklere, Günlere Geceye: Kitap
Bir vakitler bir sayfaya değmiş elin, bir kapı açılmış önünde, ufukta bir bulut kıpırdanmış, tanımadığın bir gözle tanışmış gözlerin, bir ağacın tepesine tırmanıp bakmışsın aşağıya doğru, yepyeni bir koku burnunda, bilmediğin kaldırımlarda adımların… Bir vakitler bir sayfaya değmiş elin, ardından bir ıslık dudaklarında.
Okumaya devam et “Bulutlara Köklere, Günlere Geceye: Kitap”