Yazı kategorisi: Okul Öncesi - 5+, Okul Dönemi - 7+

İçi Kıpır Kıpır, Dışı Rengarenk Bir Keşif : Müze

İki yıl önce bu mevsimde bir müzede ağladım. Nasıl olduğunu hiç bilmiyorum kalp ritmim hızlandı ve bir anda gözlerimden yaşlar akmaya başladı.  Etrafımdaki insanlar bana biraz şaşkın biraz da kınayan gözlerle baktılar. Oysa çok sessizdim, onların seyir zevkini engellemiyordu benim duygularım. O ressama hayrandım, özellikle de o tablosuna. Hiç beklemediğim bir anda onu görebilme fırsatım olmuştu. Defalarca bir benzerini yapmaya çalıştığım, üzerine basıldığı her objeyi edinmeye çalıştığım o tablonun önündeydim. Uzun uzun baktım ve onu yaşam sevincimin, düş gücümün koynuna bıraktım özenle.

Peki, bu saygın müzenin saygın ziyaretçileri, onları asla rahatsız etmediğim halde, bana neden böyle garip bakıyordu? Elbette, kamusal alanda bulunmanın belli kuralları var; müzelerde örneğin, eserlere zarar vermemek ve diğer ziyaretçileri rahatsız edecek davranışlarda bulunmamak işin özü. Oysa biz, sanatı bir erişilmezlik dağının zirvesine oturtan insanlar, bir yapıtla buluşmayı kendini yüceltmenin aracı olarak gördüğümüzden basma kalıp tavırlar sergilemeyi pek severiz. Müzelerde kafamızı yana eğip eserdeki derin anlamları çözüyor gibi durmayı, anlam dünyamızda karşılık bulmayan eserler hakkında büyük sözler söylemeyi… Dudaklar hafifçe büzüşmüş, gözler kısık, yüzde merakla hayranlık arasında gidip gelen bir ifade. ‘Müzedeki insan’ imgesi, ne yazık ki budur. Müze, işte sanatla kurduğumuz bu aksak ilişkiye nanik yapan ve “müze, benim içimde yaşıyor” diyen bir kitap. Merakla girdiği kapıdan dans etme istediğiyle başı fıldır fıldır dönerek, hüzünlenerek ve düşünerek, acıkarak ve gülerek, korkup şaşırarak yani her hücresiyle yaşayarak çıkan bir kızın sanatı, duyguları ve kendi hikayesini keşfetme öyküsü. İnsanca olan her duygudan arındırılmış bir sanat ilişkisinin tutkunlarının değil, “ne zaman bir sanat eseri görsem, bir hoş oluyor içim” diyenlerin kitabı Müze. Çünkü sanat en çok da ilişkilendiği kişiyi yolculuklara yüreklendirdiğinde anlam kazanıyor bence.

Müze, okurunu hisleri ve fikirlerini Van Gogh, Rodin, Picasso, Munch, Degas’la bezeli koridorlarda keşfe çağırıyor. Kitaptaki eserler ve sanatçılar hakkında konuşmak, diğer eserlerini görmek için araştırmalar yapmak, farklı malzemelerle tabloları/heykelleri yeniden yorumlamaya çalışmak benim önerilerim olsun. Birkaç aksesuar kullanarak tablonun ortasındaki balerini canlandırmak, evdeki meyvelerle bir natürmort düzenlemesi yapmak ya da eski kumaşlar, kağıtlar ve bakliyatlar kullanarak bir tarla kolajı oluşturmak keyifli olsa gerek. Elbette, 18-24 Mayıs tarihleri arasındaki Müzeler Haftası etkinliklerini kaçırmayıp en yakın müzeye gitmek, sanatın duygulardaki karşılığını aramak ve o karşılık üzerine düşünmek de öneriler arasında.

Susan Verde tarafından yazılan Müze, Nokta ve Mış Gibi isimli kitaplarıyla çok sevilen Peter H. Reynolds tarafından resimlenmiş. Müren Beykan’ın hayran olunası çevirisi ile Günışığı Kitaplığı tarafından yayımlanıyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s