Yazı kategorisi: Okul Dönemi - 7+

Asla Kürk Giymeyenlerden Biri Adını Arıyor: Ayı Olmayan Ayı

Bir sabah uyandığınızda çepeçevre değişmiş geçirmişse yuvanız, anlam veremiyorsanız ne olduğuna, başka başka isimlerle sesleniyorlarsa size… Evet, henüz uyanmadığınızı ve bunun korkunç bir kabus olduğunu düşünürsünüz haliyle.

Alice’den ya da Samsa’dan bahsetmeyeceğim, onların başına gelenlerden çok farklı kahramanımızın başına gelenler ama kim bilir belki de biraz aynı? Ben anlatayım, siz karar verin en iyisi. Uzun bir kış uykusuna yattı bir ayı. Ve uyandı bahar geldiğinde, bambaşka bir dünyaya. Mağarasının üzerinde türlü çeşit makine harıl harıl çalışmakta. Ve çalışmakta yüzlerce işçi makinelerin başında. Karşılaştı bir koridorda işgüzar bir adamla, inandıramadı onu kendisinin bir ayı olduğuna. Bu binada pek çok yetkili vardı, o yetkililerin pek çok yardımcısı, her birinin de birer odası. Elbette uzadıkça uzayan unvanlar vardı bir de kapılarda. Mevkileri değişse de ağızlarından dökülen sözler hiç değişmedi; ‘hayır’ dediler ayıya, ‘sen bir ayı değil, bir insansın ve hemen makinenin başına geçmelisin”.  Odalardan odalara derken şehrin ortasındaki çadırlara ve kafeslerin ardına uzandı yolcuğu ayının, tek derdi vardı inanadırabilmek bu insanları kendisinin bir ayı olduğuna. Bu maceranın nasıl sonlandığını ancak okuru bilir. Ne dersiniz ayı kavuştu mu mağarasına yoksa sonunda kendisi de inandı mı bir insan olduğuna?

Ayı Olmayan Ayı, insanın doğayla kurduğu çarpık ilişkiyi her sayfada biraz daha anlamlandırarak anlatan bir kitap. Gelişmeyi doğayı talan etmekle bir gören insanlığın sonunda ağaca, hayvana ve nihayet kendine yabancılaşmasının öyküsü bu.  Günü tezgah başında ‘makineleşerek’ geçen işçiler, kraldan çok kralcılar, tükenmeyen unvan sevdaları, üstündekinin koltuğuna öykünenler… Üretirken tüketen zihin, doğaya ait olanı sömürmede öylesine ustalaşmış ki, alıştığından başka yerde görünce tanıyamaz olmuş ondan geleni. Ve kendinden olanı ait olduğu yerde öylesine az görmeye başlamış ki hayvanlar, şaşırmışlar sonunda kim olduklarını. Ayı Olmayan Ayı, doğada ve kendimizde yarattığımız dehşetli tahribata fabrika bacalarından, yabancılaşılan emekten, kar hırsından, hayvanat bahçelerinden, sirklerden; eşitsizlikten bakıyor biraz da. İnsan doğa ilişkisine dair okuduğum en güçlü, en derin metin sanırım.

Frank Tashlin’in yazıp resimlediği Ayı Olmayan Ayı, Şiirsel Taş tarafından çevrilmiş ve Redhouse Kidz tarafından yayımlanıyor.

Bir küçük not: Bu Kitabı Çok Sevdim’de hayvanların sirklerde, hayvanat bahçelerinde sömürülmesini normalleştiren kitaplardan söz edilmez. Ayı Olmayan Ayı’nın ise özellikle bu mekanlarda geçen sayfalarının dikkatle okunmasını dilerim; ‘insan doğanın parçası mıdır?’ sorusu eşliğinde.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s